kontrol mekanizması..
bir şeyi kırk gün yaparsanız bırakamazsınız savı üzerine:
üniversite sınavına hazırlandığım sene, çok çalışıyordum ve üniversiteye gitmeme gibi bir şansım yoktu. çünkü üniversite benim hayallerimin ve özgürlüğümün güvencesiydi. ve iyi bir bölüm olmalıydı, ilk okul dörtten beri onun için çalışıyorum, ara ara kopmalar yaşandıysa da asıl hedef her daim o idi.
dedem yeni vefat etmişti, liseden mezun olduğum yaz. prostat kanseriydim ve alzaymır hastasıydı. 7 yıl iki çürütücü illet ile yaşadı. bir hastalık beynini ve anılarını diğeri ise tüm bedenini yavaş yavaş öldürdü. dedem tam bir noel baba gibiydi, onu çok severdim. babası gemici olan çocukların dedelerini sevmesi klasik dede-torun ilişkisinden farklı olabilir tabii. benim tüm hastalıklarımda, ateş yüzünden sayıklamalarımda gözümün gördüğü dedemin yeşil gözleri ve endişeli yüz ifadesiydi. üzüldümü tüm vücuduyla üzülürdü, tam 120 kiloluk bir üzüntü... bu yazıyı yazdığım için bir an mutlu oldum, çünkü ölüler yavaş yavaş silinirler, anlatmak dedemin hatırasını tap taze gözümün önüne olağanca canlılığıyla getirdi. yeşil gözlerinde ki o solgun ışıltıyı tekrar gördüm. tam 14 yıl sonra..
aslında anlatmak istediğim kendime zulmettiğim bir hikayeydi, nedense söz oraya varamadı. demek ki sözün oraya varması gerekmiyordu.
5 Eylül 2018 Çarşamba
15 Ağustos 2018 Çarşamba
son bahara doğru..
hey gençler bir haberim var,
baharın enerjisiyle çoşan kalpler muradına ermiş.
hani size bahsetmiştim camdan gördüğün ürkek çift hakkında bu yazı..
yürürlerken aralarında bıraktıkları o mesafe daralmış,
eller kavuşmuş,gölgeler sarmaş dolaş.
o yürüken yapılan saçma sapan iett hattı mevzusu giyilen elbiseye,yakışıp yakışmadığına,
sen beğendinmiye evrilmiş.
o alala ah minel aşk da diyebiliriz. :)
siyah yatay beyaz çizgili gömlekli delikanlı beyaz tişortlü kızla,
sıcak ve nemli bir istanbul akşamında,cıvıldıya cıvıldıya evlerine varmakta..
kötü haber ise;
hiç huyum olmayan sigara içme durumu, tiryakiliğe evrildi, nikotinsiz kalan damarlarım,evde koyduğum kurallar nedeniyle beni camdan sarkma mecburiyetine sürüklemiş bulunmakta..
evet ben bir bağımlıyım,bunu burada kabul etmekte fayda var :)
ellere dopamin bize nikotin, eyvallah!
bu baharıda iska geçtik,artık başka baharlara ...
yaniii!
maceranın başı burada ↡↙
hep bahardan
baharın enerjisiyle çoşan kalpler muradına ermiş.
hani size bahsetmiştim camdan gördüğün ürkek çift hakkında bu yazı..
yürürlerken aralarında bıraktıkları o mesafe daralmış,
eller kavuşmuş,gölgeler sarmaş dolaş.
o yürüken yapılan saçma sapan iett hattı mevzusu giyilen elbiseye,yakışıp yakışmadığına,
sen beğendinmiye evrilmiş.
o alala ah minel aşk da diyebiliriz. :)
siyah yatay beyaz çizgili gömlekli delikanlı beyaz tişortlü kızla,
sıcak ve nemli bir istanbul akşamında,cıvıldıya cıvıldıya evlerine varmakta..
kötü haber ise;
hiç huyum olmayan sigara içme durumu, tiryakiliğe evrildi, nikotinsiz kalan damarlarım,evde koyduğum kurallar nedeniyle beni camdan sarkma mecburiyetine sürüklemiş bulunmakta..
evet ben bir bağımlıyım,bunu burada kabul etmekte fayda var :)
ellere dopamin bize nikotin, eyvallah!
bu baharıda iska geçtik,artık başka baharlara ...
yaniii!
maceranın başı burada ↡↙
hep bahardan
12 Ağustos 2018 Pazar
arada gelri sıkıntılar vol.12
yeni karar:
sebebi olmadığım dağınıklığı toparlamayacağım ve bu duruma canımı sıkmayacağım.
o kadar sıkıldım ki, insanların önemsiz gördüğü detayları,öemli görmekten ve dünyanın tertipli ve düzenli olmasına,adaba uygun yaşamaya..bunla ilgili 8 milyar insanı adam edemeyeceğime göre,kabul ediyorum.
boku yediniz, ahanda kabul ettim,o ergen fatoş'a dönerim ben. ne ki...
odamı toplamaz,yediğim tabağı koltuğun kenarına bırakırdım, tatlı annemi çıldırtırdım,sonra aklım erdi,farkına vardım ve yaptığım sorumsuzluklardan pişman oldum ve giderebilmek için,onca yıldır uğraş veriyorum.
ama baktım ki ben ailemle yaşamayalı,tam 15 sene olmuş,nedir yani bu toparlama, iş yerinde müsvette kağıtları ayırma, dosyaları yerli yerine koyma,yere düşen çay lekelerini temizleme,çöpü kokmadan atma telaşı evde dolaplarda yer alan pisli kirli çamaşırları ayrma çabası,baharatları düzenli kaselerine koyup,raftaki doğru yerlerine nizami yerleştirme çabası, ayakkabıları kutulayıp kaldırma, dışarda unutulmuş çamaşırları istanbulun kirl havasından tekarar kirlenecekler diye kurur kurumaz toplama,kırışacaklar diye hemencecik katlama,yerli yerine koyma çabası...
bana ne a.q.
sonra dıdır eden vırvır eden aksi insan oluyorum, derin nefes aldım ve bıraktım,tüm üzerime aldığım saçma sorumlulukları uzay boşluğunda süzülmeye bıraktım..
yazarken bile içimden koca bir öküz havalandı uçtu gitti, yaaa şükürrrr :)
böylece bir paket sigara içmeyeceğim, içimden biriken öfkeler geçsin, insanlara çemkirmeyeyim diye diderale sarılmayacağım..
ve
param yeterse bir pskikologa gideceğim, tamir et beni hacı, bu düzen ve teferrüatlar beni bozdu. tamir et please...
kafayı kırdım. ki ben gerçekten rahat mizaçlı bir hatundum, ey dünya bu insanların içinde ne geniş bir yer var,ruhları yayım yayım yayılmış..
o yayılmış ruhlar,temassızzız,irtibatımız yok,sizleri ve sizin gibi ruhları preferimden içeri sokmayacağım. ignore yediniz,hadi bakalım..
aağğğğğğğğğğğğğğ!
sanırım küçük bir psm atağı, umarım dünya renklerini geri kazanır bir kaç güne :))))
sebebi olmadığım dağınıklığı toparlamayacağım ve bu duruma canımı sıkmayacağım.
o kadar sıkıldım ki, insanların önemsiz gördüğü detayları,öemli görmekten ve dünyanın tertipli ve düzenli olmasına,adaba uygun yaşamaya..bunla ilgili 8 milyar insanı adam edemeyeceğime göre,kabul ediyorum.
boku yediniz, ahanda kabul ettim,o ergen fatoş'a dönerim ben. ne ki...
odamı toplamaz,yediğim tabağı koltuğun kenarına bırakırdım, tatlı annemi çıldırtırdım,sonra aklım erdi,farkına vardım ve yaptığım sorumsuzluklardan pişman oldum ve giderebilmek için,onca yıldır uğraş veriyorum.
ama baktım ki ben ailemle yaşamayalı,tam 15 sene olmuş,nedir yani bu toparlama, iş yerinde müsvette kağıtları ayırma, dosyaları yerli yerine koyma,yere düşen çay lekelerini temizleme,çöpü kokmadan atma telaşı evde dolaplarda yer alan pisli kirli çamaşırları ayrma çabası,baharatları düzenli kaselerine koyup,raftaki doğru yerlerine nizami yerleştirme çabası, ayakkabıları kutulayıp kaldırma, dışarda unutulmuş çamaşırları istanbulun kirl havasından tekarar kirlenecekler diye kurur kurumaz toplama,kırışacaklar diye hemencecik katlama,yerli yerine koyma çabası...
bana ne a.q.
sonra dıdır eden vırvır eden aksi insan oluyorum, derin nefes aldım ve bıraktım,tüm üzerime aldığım saçma sorumlulukları uzay boşluğunda süzülmeye bıraktım..
yazarken bile içimden koca bir öküz havalandı uçtu gitti, yaaa şükürrrr :)
böylece bir paket sigara içmeyeceğim, içimden biriken öfkeler geçsin, insanlara çemkirmeyeyim diye diderale sarılmayacağım..
ve
param yeterse bir pskikologa gideceğim, tamir et beni hacı, bu düzen ve teferrüatlar beni bozdu. tamir et please...
kafayı kırdım. ki ben gerçekten rahat mizaçlı bir hatundum, ey dünya bu insanların içinde ne geniş bir yer var,ruhları yayım yayım yayılmış..
o yayılmış ruhlar,temassızzız,irtibatımız yok,sizleri ve sizin gibi ruhları preferimden içeri sokmayacağım. ignore yediniz,hadi bakalım..
aağğğğğğğğğğğğğğ!
sanırım küçük bir psm atağı, umarım dünya renklerini geri kazanır bir kaç güne :))))
2 Temmuz 2018 Pazartesi
kitap cümlesi gibi,
öznesi yüklemi yerinde olan cümleler kuranlara,
haykırmak istiyorum..
samimiyetsizsiniz...
kurallı cümlelerinizle
ve belli durumların belirli kalıplarını içeren ifadelerinizle
bir tümsünüz,
kifayetsiz!
Bak bana!
Öyle içimden geçen çenemde ki, kalıplardan bağımsız,özgür.
Bu hayATta bir gıdım içtenlik bulamayacak mıyım?
Derli toplu cümleleriniz ve siz, uzakkalın!
Uzakkalın!
*Biraz abartmış olabilirim ama derli toplu ve özenli cümlelerin samimiyetsizliğini yeni farkettim. Kentli olmanın koşulu kalıplar, normlara uygun yaşayışlar belkide..
Belkide çok haklılar kendilerince ve çok doğrular toplumca..
Ama beni incitiyorlar,
Allahım incinecek ne çok şey bulabiliyorum bu hayatta.
Belki şımarıklık bilemiyorum,
yaşamanın bin bir halini deniyorum,
yaşamanın anlamını irdeliyorum,
nedense bir yer bulamıyorum kendime ve anlam.
Ve bu melankolik ruh, benden şiirsel bir yaratı doğurtmayacak, bir yerde sanatsal bir ifadeye dönüşecek potansiyele de sahip değil.
En olası olan;
bu ruhun, içimi ve uykularımı kemirecek olması.. ve bu çok anlamsız ve bir o kadar da çaresiz.
On yaşından beri günlükler yazarım,bugün ile başlayan :) O, başka bir hikayenin konusu...
öznesi yüklemi yerinde olan cümleler kuranlara,
haykırmak istiyorum..
samimiyetsizsiniz...
kurallı cümlelerinizle
ve belli durumların belirli kalıplarını içeren ifadelerinizle
bir tümsünüz,
kifayetsiz!
Bak bana!
Derli toplu cümleleriniz ve siz, uzakkalın!
Uzakkalın!
*Biraz abartmış olabilirim ama derli toplu ve özenli cümlelerin samimiyetsizliğini yeni farkettim. Kentli olmanın koşulu kalıplar, normlara uygun yaşayışlar belkide..
Belkide çok haklılar kendilerince ve çok doğrular toplumca..
Ama beni incitiyorlar,
Allahım incinecek ne çok şey bulabiliyorum bu hayatta.
Belki şımarıklık bilemiyorum,
yaşamanın bin bir halini deniyorum,
yaşamanın anlamını irdeliyorum,
nedense bir yer bulamıyorum kendime ve anlam.
Ve bu melankolik ruh, benden şiirsel bir yaratı doğurtmayacak, bir yerde sanatsal bir ifadeye dönüşecek potansiyele de sahip değil.
En olası olan;
bu ruhun, içimi ve uykularımı kemirecek olması.. ve bu çok anlamsız ve bir o kadar da çaresiz.
On yaşından beri günlükler yazarım,bugün ile başlayan :) O, başka bir hikayenin konusu...
22 Mayıs 2018 Salı
arada gelir sıkıntılar vol.11
İşe yaramaz bomboş hissediyorum.
Ramazan'dan herhalde, ibadetlerin karşılığındaki bir duygu bulamıyorum, karşılığı boş, bomboş.
Tadım yok, gerçek manada ağzımın tadı yok.
Hem vücudum aç hem de ruhum.
Tabi ki böyle vahhh-lanarak, bana verili olan tek kullanımlık zamanı zayı etmeyeceğim :)
"Hayatlarımızın olağan akışında bir kırılma olduğunda, anlam buhranı bizi vurur. Bu yüzden depresyonun ortasındaki insanlar bir süreliğine hikayesiz yaşarlar, öyle ki kendilerini ruhlarını kaybetmiş gibi hissederler." kemal sayar
bugün tam bunun üzerinde düşünüyordum, tesadüf etti veya tesadüf diye bişey yoktur, bilinmez..
tam olarak ruhumu kaybetmiş gibi hissetmiyorum. tariflememi isteseler, ruhum bedenimden çıkmış,
60 cm uzağımda kayıtsız oturuyor gibi.
hatta bugün oturduğum sandalyeyi ona uzatasım geldi, yazık bitik enerjisiz, dikili vermiş, omuzları düşük. daha fazla detay verip deliliğimi ayan etmeyeceğim. çok farklı bir histi, bir yerlere not etmek istedim..
tevekkeli değil, yaptığım testler, kişisel gelişim kitaplarındaki depresyonda mısınız testleri; yarı depresyondasınız diye çıkıyor :)) demek ki tam depresyonda o ruh yanıbaşından da gidiyor, kayboluyor :/
o zaman alıntıyı analiz edelim: "hayatlarımızın olağan akışlarında bir kırılma" bir olay olması veya vaka olması gerekli mi bilemiyorum, fakat hayatın olağan akışı bir sıkıntı değil mi? "anlam buhranı" kimde yok ki, koca şair nazan öncel'den gelsin o zaman "şu koskocaman dünyada bir zerreyim ben, hayat benim suç ortağım payımı aldım ben".. "hikayesiz" her yaşantının bir hikayesi olduğuna inanırım, uslanmaz iyimserim ben. "pılımı pırtımı toplar ben giderim ben, düşe kalka giderim de son giden değilim ben"...
hoşçakalın melankolik iyimserler :))
Ramazan'dan herhalde, ibadetlerin karşılığındaki bir duygu bulamıyorum, karşılığı boş, bomboş.
Tadım yok, gerçek manada ağzımın tadı yok.
Hem vücudum aç hem de ruhum.
Tabi ki böyle vahhh-lanarak, bana verili olan tek kullanımlık zamanı zayı etmeyeceğim :)
"Hayatlarımızın olağan akışında bir kırılma olduğunda, anlam buhranı bizi vurur. Bu yüzden depresyonun ortasındaki insanlar bir süreliğine hikayesiz yaşarlar, öyle ki kendilerini ruhlarını kaybetmiş gibi hissederler." kemal sayar
bugün tam bunun üzerinde düşünüyordum, tesadüf etti veya tesadüf diye bişey yoktur, bilinmez..
tam olarak ruhumu kaybetmiş gibi hissetmiyorum. tariflememi isteseler, ruhum bedenimden çıkmış,
60 cm uzağımda kayıtsız oturuyor gibi.
hatta bugün oturduğum sandalyeyi ona uzatasım geldi, yazık bitik enerjisiz, dikili vermiş, omuzları düşük. daha fazla detay verip deliliğimi ayan etmeyeceğim. çok farklı bir histi, bir yerlere not etmek istedim..
tevekkeli değil, yaptığım testler, kişisel gelişim kitaplarındaki depresyonda mısınız testleri; yarı depresyondasınız diye çıkıyor :)) demek ki tam depresyonda o ruh yanıbaşından da gidiyor, kayboluyor :/
o zaman alıntıyı analiz edelim: "hayatlarımızın olağan akışlarında bir kırılma" bir olay olması veya vaka olması gerekli mi bilemiyorum, fakat hayatın olağan akışı bir sıkıntı değil mi? "anlam buhranı" kimde yok ki, koca şair nazan öncel'den gelsin o zaman "şu koskocaman dünyada bir zerreyim ben, hayat benim suç ortağım payımı aldım ben".. "hikayesiz" her yaşantının bir hikayesi olduğuna inanırım, uslanmaz iyimserim ben. "pılımı pırtımı toplar ben giderim ben, düşe kalka giderim de son giden değilim ben"...
hoşçakalın melankolik iyimserler :))
10 Mayıs 2018 Perşembe
barcelona pavyonu
Pessac’taki
toplu konutlar, mimariyi kütleden arındırmak için gösterilen çabaların en
tutarlı olanıydı…eski kütle-boşluk kavramlarını bir yana iten binalar tasarladılar.
Mies van der Rohe de sade orantılar, kesin düzlemler, dik açılar ve dikdörtgen
biçimler kullanır. Corbu’nun binaları renkli artistik eskizleri andırırken,
Mies’inkiler son detayına kadar dikkatle çözümlenmiş ve cam levha, paslanmaz
çelik, cilalanmış mermer, pahalı kumaşlar ve deri gibi kaliteli malzemelerle
yapılmıştı. Onun binaları, Le Corbusier’ninkilerin aksine, sahip oldukları
malzemeleri inkar etmez. …bir taş ustasının oğluydu, bu yüzden eserlerinde her
zaman bir kesinlik, sertlik ve bitim damgası vardır.s.98-99
9 Mayıs 2018 Çarşamba
hep bahardan..
camdan uzanmış sigara içiyordum,
sigara içmek, ve camdan dışarı bakarak içmek genelde yaptığım bir şey değildir.
sokağın başından bir çift sohbet ederek geçiyorlardı.
kızın elleri çeplerinde, çocuğun elinde şemsiye..
kız yüksek sesle saçma sapan kullandığı iett hatlarını bu mahallede kiraların çok yüksek oluşunu falan anlatıyordu.
çocuk aralarında 15 cm mesafe bırakarak sakince ve ilgiyle dinleyerek yürüyüşe eşlik ediyordu.
hızlı adımlarla değil bir ritm içerisinde olabildiğince zamanı yavaşlatma telaşı ile..
nedense başını kaldırdı ve anlık göz göze geldik,
dedik "bahardan hep bahardan"..
onayladık ve yollarına devam ettiler.
sokak bitti, zaman bitti,
çocuk sokağı tersine yürümeye başladı, usulca ilerlerken elini cebine attı sigarasını çıkardı
ve yaktı.
ne düşündüğüne merak ettim;
- olur mu ki bu iş, hoşlanmış mıydı ki ondan, ne hissetmişti ki?
neyse zaman herşeyi çözerdi ve yürüdü gitti.
flört güzeldi.. herhalde güzeldi.. haz verirdi, her haz bir amaç sunardı :)
aşkla kalın!
sigara içmek, ve camdan dışarı bakarak içmek genelde yaptığım bir şey değildir.
sokağın başından bir çift sohbet ederek geçiyorlardı.
kızın elleri çeplerinde, çocuğun elinde şemsiye..
kız yüksek sesle saçma sapan kullandığı iett hatlarını bu mahallede kiraların çok yüksek oluşunu falan anlatıyordu.
çocuk aralarında 15 cm mesafe bırakarak sakince ve ilgiyle dinleyerek yürüyüşe eşlik ediyordu.
hızlı adımlarla değil bir ritm içerisinde olabildiğince zamanı yavaşlatma telaşı ile..
nedense başını kaldırdı ve anlık göz göze geldik,
dedik "bahardan hep bahardan"..
onayladık ve yollarına devam ettiler.
sokak bitti, zaman bitti,
çocuk sokağı tersine yürümeye başladı, usulca ilerlerken elini cebine attı sigarasını çıkardı
ve yaktı.
ne düşündüğüne merak ettim;
- olur mu ki bu iş, hoşlanmış mıydı ki ondan, ne hissetmişti ki?
neyse zaman herşeyi çözerdi ve yürüdü gitti.
flört güzeldi.. herhalde güzeldi.. haz verirdi, her haz bir amaç sunardı :)
aşkla kalın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Peter Zumthor Mimarlığı Hakkında
Zumthor, “Atmosferler” kitabında nitelikli mimarlığın kendi için ne anlama geldiğini; nitelikli mimarlık ürünü onu deneyimleyen kişi ...
-
Pallasmaa, J. (2011). Tenin Gözleri: Mimarlık ve Duyular (A.U. Kılıç, Çev.) .YEM Yayın, İstanbul. “ Şu açık ki, “yaşamı y...
-
Bir Mimarlığa Doğru- Le Corbusier Mimarlığın her şeyden önce soylu bir sanat olduğuna, bağrında plastik yaratıyı, ent...
-
PETER ZUMTHOR Peter Zumthor; ‘Mimari nitelik’ ten bahsedilirken kastedilenin ne olduğu ve bizim için ne anlam ifade ettiği sorusu üz...