26 Mart 2018 Pazartesi

geri çağrılan an-ı-lar

bir garip his,gök beyaz yer gri
öyle saçma bir mekan
şairin dediği gibi bizi bu havalar mahvetti..
çoktandır yanıma uğramayan o öküz
geldi oturdu göğsüme şimdi.

bir masal çocukluğumdan çıksa gelse,
alsa içerisine sürüklese farklı ihtimallere.
ne olsa misal,
küçük deniz kızı olabilir pekala,
su altı diyarına gitsek,
mercanlardan taç yapsak, turuncu olanlardan..

*aklıma çocukken gelin çiçeklerinden taç yapardık, bahar aylarında...
toprağın temizlenip ekine hazır hale getirilmesi gerektiği o zamanlarda açardı.
beyaz ince salkım içerisinde onlarca küçük çiçekten oluşan, uzun ince dalları ve ince yaprakları arasında top top beyaz salkımlar..
büyülü :)
bu anıyı çağırdık bugünümüze, bugünümüzü de kurtardık çok şükür, beni mutlu ve motive etmeye yeter bu anı..
anıda var olan ılık hava, sıcaklık.. toz, toprak.. kir kokusu..
İnanamayacaksınız ama kirin dahi çok deli bir kokusu vardır,
yorgunlukla beraber tüter buram buram..
allahım bu romantizm beni tüketecek..


18 Mart 2018 Pazar

arada gelir sıkıntılar vol.10

Ahmed Arif

Kendileri ile tanışalı çok uzun zaman olmadı.
Kendilerini önceleri çok sevdim, biraz hoyrat buldum ama samimiyetini sevdim..
Kendileri ile tanışmama vesile olan kişiden bi soğudum,haz etmedim bişey oldu,
sonrasında Ahmet Arif'i sevemez oldum.
Sanki değersiz birinin onu sevmesi onun değerini indirgermiş gibi..
Hafıza ile ilgili sanırım.
Anılarla şehirlerin sevimsizleşmesi,şairlerin çirkinleşmesi,bayağılaşması gibi.
Funda Arar tanıştırmadı tabii:) Onun bi günahı yok!


Elimde yer alan kitabı kuzenime hediye ettim,
böylece kitap paylaşabilmenin ve Ahmed Arif'ten kurtulmanın güzel bir yolunu bulmuştum.
Yıl geçmedi,gittim tekrar satın aldım"Hasretinle Prangalar Eskittim" Kadiköy Mefisto'dan..
Gün oldu devran döndü,anılar silindi :)
Ahmed Arif'e olan sıcaklığım geri döndü,belki
şu yorumdandır,ne dersiniz?


Çok sıkılmıştım,birşeyleri düşünmemek ve başka birşeylere odaklanma meselesi yüzünden,
küçük bir iç dökme ferahlattı ,iyi geldi.

o zaman bir kaç satır yazalım Ahmet Arif'ten;

"Dünya mışıl mışıl,
 Uykular derin.."

"Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar.."

"Dumanlı havayı kurt sevsin,
Asfalttan yürüsün Aralık,
Sevmem netameli aydır."

"Şafakları ben balığa çıkarım,
Akan akmayan sularda
Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
Bir bahar akşamı dünyada."

Iştahımı kesen durumları sevmeyi,keyfini çıkarmayı öğreneceğim,öğreniyorum...
Korkmanın çok da bir anlamı yokmuş.



16 Şubat 2018 Cuma

three billboards

Şunu kesinkes diyebilirim müzikleri çok hoş.


filmde her oyuncu sade ve güzel oyamış,amerikan vari kurgu süslemeler ehh..
vermesi gereken mesajı verme tarzı yönetmene bağlı,öyle istemiş gönlü.
Güçlü kadın karakterleri çok severim,azcık da çatlaksa bayılırım.

Görsellik,renklerde güzel ,pürüzsüz yumuşak.
çokta sıfatlarla aram iyi değil,bence herşey iyi ve güzel..
farklı sıfatlar kullanamıyorum,benim eksikliğim.
Gidin izleyin bebişler,en son hoolywood dan manchester by the sea 'yi izlemiştim farklı tatta,bu filmde öyle,muck!

8 Ocak 2018 Pazartesi

iyi ve güzel insan olmaktan ne zaman vazgeçtim?
bilmiyorum..
kendini yetiştirmeyi kariyer,bir şeyleri öğrenmeyi hedef haline getirdiğim zaman olabilir.
oysaki ben sırf öğrenmek için öğrenirdim,keyfiydi
şimdi görev gibi,zorunlu gibi, bi saçma!

30 Aralık 2017 Cumartesi

2018'den talepler

1. "9. Ailem bir şehirde olsa,her bir parçası başka şehirlerde olmasa, bir olanağı olsa herkesin mutlu olduğu.
Yukarıda 2016 ve sonrasında 2017 yılından taleplerimden dokuzuncu sırada olan aile meselesi üzerine;
Fazla içten bir dua etmişim demek ki,ma-aile şu an İstanbul'da toplaştık. 
güzel mi?
-yaniiii
sen onca yıl uzak kal sonra aile ile yaşa falan,modern zamanlar falan..
Şaka bir tarafa, bazı zor zamanlar birlikte daha güzel atlatılıyor,aile en güzel bir şey :)

Bu yıl için dileğim her kişi mutlu ve huzurlu olduğu zaman ve mekanda yaşasın,amin!

2. Yüksek lisans tezi ile ilgili konuşmuyorum artık,zira çeneler değil eller çalışaydı böyle olmazdı.

3. Güzel müzikler keşfedeyim,öyle ki bir şarkıyı 15 kere dinleyeyim doymayayım,öyle güzel olsunlar.

4. Kilo almayayım ya,gerçekten yaş kemale erince insan ne de güzel kilo alıyormuş.
    Gökten bir elma düşse ve sevebileceğim bir spor türü keşfedebilsem veya alerji sahibi olmadığım        bir şey,yüzmek ne güzeldi klor alerjisi olmasaydı :)

5. Düzenli nakit akışı için yeni ve yeniden aminler buraya :)

6. Yeni ve güzel insanlar getirsin hayatıma, onlara merhaba diyeyim.
    -merhaba arkadaşım!

7. Keşfedilecek yerler,yemekler,içecekler. Oysa bir tek çay yeter idi bana, bak neye dönüşmüşüm,talepler,talepler...

8.Sağlık olmazsa olmaz.

9.Neşe! 
   Tamam! Biliyorum...
   Gam
   Kasavet
   Keder
   Efkar
   Tasa
   Hüzün bunlar da güzel kelimelerimiz,şiirlerde var olsunlar,benim hayatım da değil.
   Bir dal hüzün alabilirim ama bak :)

10. Kırmızı ışık kuralına ülkecek uyalım,uymayanlar hakkında ki hislerim hala baki.
"Trafik kurallarına uyulsun,uymayanlar kırbaçlansın! Yayaya yol vermeyen sürücüler iki kez kırbaçlansın!"

11. Kitap ,kahve ve ben (siz) üçlüsünün bol olduğu günlerim(imiz) olsun. Mümkünse sigara bölsün o günleri ve ya çikolata başka da bir şey bölmesin, bölenler uzaya seyahat kazansın,(uzayda) boşlukta süzüm süzüm süzülsünler, öyle asılı kalsınlar.

12. Seviyorum sizi ve sevgiyle kalmayı sürdürebilmeyi..

Daha ne olsundu..


17 Aralık 2017 Pazar

Tanpınar’ın Yolundan

Gecenin bir vakti uyku tutmuyorsa napacaksın, kitap okuyacaksın tabi ki.
Çünkü tüm yollar denenmiştir. Kitabın vaadettiği huzur ile..
Ben diderali tam attım baş ağrısı da dindi, saçmalıklar değişmedi hayatta hala çok saçma!
Tanpınar “Huzur”okuyup ,paylaşımlar yapacağım ve günün cümlesi gelsin...
“Acaba, hep alışkanlık mı? Hep yanımızdakileri mi seviyoruz? “ dedi.

7 Aralık 2017 Perşembe

KOYU RENK YATAY ÇİZGİNİN OLMAYIŞI



Yaşamla ilgili deneyimlerin her bireye göre farklı olduğu aşikâr. Eleştirel bakış; özne-nesne ilişkisinden doğduğu görülmektedir ve eleştiri “değerlendirme” olarak en kaba tabirle anlamlandırılabilir. Bu durum böyle kabul görür iken; estetik ortak bir değere sahip olunup olunamayacağı sorusu; zihnimde takılı kalması olağan bir durum kazanıyor.
   Mimari ürün; tasarımcısının deneyim eleğinden geçmiş ‘değerlendirilmiş’ bir üretim. Diğer yönüyle belirli bir kullanıcıya hitap etmesi gerekliliği mevcut olan; iki faklı ‘değerlendirmeye’-eleştiriye maruz kalan (tasarlayan ve kullanıcı) bir süreç sonucu ortaya çıkandır.
   Estetik; değerlendirme süreci sonucunda elde edilen, eleştirel bir sorgulama. Eleştiri; estetiğin alt dalı gibi dimağda bir yerde oturtulup mimari tasarım sürecine bakmak isterim.
   Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar kitabından bir alıntı ile kullanıcının eleştirel tavrını bir yönüyle göstermek isterim."…Tavana kadar aynı renk, böylece düzlemler daha kesin beliriyor, modern sanatın burjuva yaşantısına katkısı. Efendim? Oysa ne güzeldi eskiden: tavana bir karış kala, bir parmak kalınlığında koyu renk, yatay bir çizgi çizilirdi; duvar rengi orada biterdi işte. Selimlerin Ankara’daki evinde öyleymiş. Tek parti devrinin kalıntısı, fazla askeri bir düzen. O günlerde tavana kadar yükselen kitaplıklar yoktu herhalde; yatay çizgi kaybolurdu kitapların arkasında böyle olsaydı."  
Alıntıda geçtiği üzere eski konutlarda yer alan duvar süslemelerinin modern mimari ile terk edilişinin betimlemesi yapılmıştır.  Kullanıcının bunu yabancıladığı görülmekte, soğuk ve dikte bulmuştur. Oysa modern mimari bir kesim mimarlar tarafından kuvvetle savunulmuştur.

  Eleştirel ortak bir dil oluşturulabilir mi, farklı disiplinler arasında? Hatta daraltıp iki insan arasın da eleştirel ortak bir dil olabilir mi? Uğur Tanyeli’nin “sonsuz çeşitlikte aktörün işin içinde olduğu, sonsuz farklı durumun gündeme geldiği, birbirinin aynı iki mimari varoluş sansının bulunmadığı bir dünyada, her konuya standart bir cevap yetiştirme imkânının var olduğu nasıl düşünülür?”  sorusu  standart arayışıma bir cevap olarak alınabilir mi?

Peter Zumthor Mimarlığı Hakkında

Zumthor, “Atmosferler” kitabında nitelikli mimarlığın kendi için ne anlama geldiğini; nitelikli mimarlık ürünü onu deneyimleyen kişi ...